Fincanımdaki lekeler

Genel, Hayattan, Karalama Mayıs 30th, 2008

Sabah iş yerime gelir gelmez yaptığım ilk şey fincanı mutfağa götürmek çünkü genelde en son ben çıkıyorum ve her zaman masamda dibinde az birşey çay kalan fincanım olur :)

Mutfakçı abla o kadar çay içmemden bıkmış olsa gerek ki bazen çay bilem getirmek istemiyor :) Bu arada bugün dikkat ettim benim fincanı çamaşırsuyuna koydu abla dedim beni zehirlemek mi istiyorsun ? Yok dedi merak etme çamaşırsuyuna koyuyorum ki fincandaki lekeler çıksın diye :)

Meğer fincanın içi o kadar sararmış ki artık hergün yıkamasına rağmen lekeler çıkmıyor çamaşır suyuna bastırıyormuş :)

,euheuhee ne yapayım yaws :) Birde bugün kadayıf dolması yapmış ki hiç sormayın çayla beraber üfff neydi beee 6 tane yuvarladım ama genede olsa yerim :) Ablamız sağolsun ellerine sağlık …

Saat 10:11 ‘i gösterirken bende Cyrstal report programına geçiyorum Crystal de dizayn etmem gereken bir rapor daha çıktı. Onuda birkaç saat içerisinde bitiririm umarım … Sonra ERP de kullanıcı hakları ve diğer işlerle uğraşacağım …

Etiketler: , , , , , , ,

Özlüyorum.

Hayattan, Karalama Mayıs 29th, 2008

Şiir okumayı severim ama yazmasını asla… Beceremiyorum işte kafiye kelime duygu… O kelimelerdeki duygu yüklü heceleri nasıl beceriyorlar o şairler müthiş yazan üstadlar… Geçenlerde bir üstad’ın vefat yıldönümüydü şiirlerinden birkaç demet dinledim radyoda… Fakat bense yazmayı severim pek şiir yazamasamda duygularımı kelimelere yükleyemesemde yazmayı severim içimden geldiğince..

Şimdi yine içimden yazmak geliyor. Sabah saat 08:15 de başladım bilgisayarı açar açmaz gece rüyamda gördüklerimi sonra hissettiklerimi yazmak istedim.

Özlüyorum seni, bana ……. demeni özlüyorum… Dün gece beni ziyarete geldin şükür rabbime şükürler olsun belki bir saniye belkide bir saniyeden de az yinede yüzünü gördüm o bana bakışlarını sonra gittin özledim yanımda olmanı isterdim bana desteğini, insanları görüyorum her gün her an hepsinin arkasında bir ………. var… ……. benim sensiz yaşamak sensiz başka bir hayat kurmak senin göremeyeceğin mutlulukları yaşamak her mutlulukta bir hüzünle kaplanmak sonra eksikliğini hissetmek sen rahat uyu…

Ruhuna Fatiha diyerek susmak istiyorum… seni hiç unutmadım. Her sokağa çıkışımda başımı her yastığa koyuşunda sokakta, arabada, evde, her yerde seni hatırlatan bir anım var. Bazen evde kokunu hisstediyorum işte o an işte o an gözlerim şimdiki gibi doluyor içim yine sızlıyor…

Etiketler: , ,

Denize Kurşun Döktük :)

Genel, Hayattan, Karalama Mayıs 25th, 2008

Güzelim bir pazar günü sabah saat 05:30 da kalkıp balığa gittiniz mi ? Ben bu sabah gittim arkadaş Murat sağolsun akşamdan aradı. Sabahın ilk ışıklarında yola koyulduk. Karnımızı doyurmak için ne yapacağız diye düşünürken sabahın 6 sında bir bakkalı açık bulabildik. Birkaç meyve suyu ve birkaç şey aldıktan sonra yola devam ettik.

Deniz kıyısına geldiğimizde saat 05:55 di ve orada balık tutanları görünce vay beeaa ulen bir deli ben değilmişim diye söylenmeye başladım :) Rastgele diyerek oltaları denize saldık. Niyetimiz birkaç kilo balık tutup evde mangal yapmaktı. Tabi bu düşündüklerimiz tam olmadı orasıda ayrı bir mevzu zaten anlatacağım.

Niyetim istavrit tutabilmekti. Benim biraz deniz korkum olduğu için kıyıdan sallamaya başladık. Kankam ne kadar çok istesede bir kayık kiralayıp açılmak ben onu kıyıda kalmaya ikna ettim. Hatta sen git kayıkla açıl ben buradan sallarım bile dedim :)

İnanır mısınız saat 11:00 a kadar bizde dahil hiçkimse balık tutamadı gerçi kaya balığı tutanlar hariç :) Saat 11:00 gibi oltam bir anda titremeye başladı bütün gücümle asıldım ve koskocaman bir istavrit kucağıma düşmüştü. Kankam bunu görünce iyicene hırslandı ama ne hikmetse oltayı ayıyor sonra ya kurşun kopup gidiyor yada igneler bir yere takılıyor… Saat 11 e kadar en azından kankam 15 tane kurşun 5 tanede iğne takımını kopardı :) Bende tabiki bu işte acemiyim gerçi ilk kez değil ama ilk defa 4-5 tane kurşunu koparmayı becerdim. Gerçi bizim iğneleri aldığımız balıkçı çok ince misinelere sarmış biraz kalınını almamız lazımdı. 50 lik ve 35 lik kurşunlar aşırı ağır geldi ve sürekli koptu :)

Ben 4-5 kez sallarken kankam hıncından iğne koparmaya devem etti :) O ilk istavriti tuttuğumda ise yanımızdakiler ağızları açık kaldı gerçi profesyoneldiler ama hiçbiri bir balık tutamamıştı :) Saat 12 ye kadar tepindik ama 1 istavrit dışında kaya balığı bile tutamadan geri geldik. Yolda ulen biz bu işi bilmiyoruz ağırlık hangi misineye takılır onu bile bilmiyoruz bir dahaki sefere kamışları aldığımız yere soralım hatta internetten araştıralım en azından iğne koparmayız :)

Tam toparlanırken kankama ..

__ Kanka hadi dua et

__ Ne duası ?

__ Kurşun duası

__ Ule ne saçmalıyorsun sen ?

__ Kanka denize o kadar kurşun döktün ki birde dua etsen yeridir nazar değmesin :)

Harbidende akşama kadar kalsaydık heralde denizdeki balıkları kurşundan zehirleyip sonra tek tek toplamaya başlayacaktık. Neyse bir dahaki sefere öğrenipde gidelim acemiliğimizi böylelikle atmış olduk :)

Etiketler: , , , , , , ,

Queen & Paul Rodgers - All Right Now …

Hayattan, Karalama, Messenger, internet Mayıs 24th, 2008

Mimy ‘de okumuştum Msn’de video izle Messenger Tv yazısında Live messengerde müzik ve tv izlemek için bir robot dan bahsetmiş. Robotu MSN messenger’ime ekledim şöyle bir bakayım derken Queen - Paul Rodgers birlikte Japanyoda bir konser vermişler canlı olarak kayıt edilmiş güzel bir video zaten Queen hastasıyım birde bakalım Paul ile neler yapmışlar…

“All Right Now” Parçası gerçektende harika olmuş. Mükemmel diyebilirim.

Etiketler: , , , , , , ,

Yalan Söyleme Mecburiyeti

Dünya Mayıs 23rd, 2008

Acaba böyle bir mecburiyet var mı ? Olabilir mi ? Hemen hemen herkes yalan söylemiştir ve söylüyordur bu yalan olduğu kadarda gerçektir. Fakat hiç yalan söylediğini görmediğiniz duymadığını bir arkadaşınız yok mu ? Aslında böyle insanlarda var.. Hani derlerya ben hiç yalan söylemedim diyen en son yalanını söylüyordur … Aslında doğruyu söyleyenlerlede karşılaştım.

Peki nasıl beceriyorda yalan söylemiyor ?

Bu aslında tam bir pisikolojik araştırma isteyen bir olgu. Yalan söylediğini hiç görmediğim benimde arkadaşlarım var. Aslında gerekten öte böyle bir ihtiyaç duymuyorlar …

Adam umursamıyor ya yalanı umursamıyor. Neden söyleyeyim ki gibi bir anlayış var…

Peki neden yalan söyleme gereği duyuyoruz ?

  • Kimileri beyaz yalan adı altında yalan söyler söyledikleri yalanın karşısındakine zarar vermeyeceğini düşünür.
  • Kimileri zorunluluktan dolayı yalan söyler neden zorunlusun ki ? Niçin eğer doğruyu söylersem kötü şeyler olacak düşüncesi veyahut pisikolojisi
  • Kimileri alışkanlık haline getirmiştir. Her şartta hiçbir zorunluluk olmadan.
  • Kimileri arkadaş çevresi vs. vs. v.s

Yalanın birçok nedeni olabilir. Hatta nedensiz olanlarda dahil…

Peki yalan ilk olarak ne zaman hayatınıza girdi ?

Çoook eskilere gidelim hayatımızın hatırlayabildiğimiz en genç haline dönelim….

Genelde herkesin vereceği cevap şudur ;

Arkadaşlarla top oynamaya gitmiştik eve gelince annem sert bir bakışla ve sinirli bir ifadeyle

__Nerde kaldın ?

__Anne şey

__Terledin mi sen ?

__Yok valla koşmadım hava sıcak

__Top oynamaya mı gittin sen ?

__Annem yok valla ne topu

……………………

İşte burada Annenin ithamı, davranışı ve bakışı çocuğu yalan söylemeye itiyor diyebilirim. Peki anne şöyle söyleseydi.. Gülümseyen bir yüzle ve sakin…

__Oğlum hoşgeldin neredeydin

__Anne top oynamaya gittik arkadaşlarla

__Gel yavrum üstünü değiştirelim terlemissin birde banyo yap canım benim…

………………..

Bu tip bir durumda pekde çocuğun yalan söyleme ihtiyacı hissedeceğini sanmıyorum…

Aynı durum ergenlik çağındaki bir çocuk içine geçerli..

__ Evladım böyle süslenmiş püslenmiş nereye ?

__ Annecim arkadaşlarla biraz dolaşacağız

__ Sakın taksime felan gittiğini duymayayım kötü olur eve erken gel yoksa baban..!

__ Yok anne ne taksimi arkadaşlarla şuraya gidiyoruz valla taksime felan gitmeyeceğim…

………………………………..

Böyle bir tavır karşısında sevgilisiyle taksime sinemaya gidecek olan bir genç pekde doğru söyleme gibi birşey düşüneceğini sanmıyorum..

Aslında anlatmak istediğim şu… hani yazının başında söyledim ya hiç yalan söylememiş duymadığım görmediğim arkadaşlarım var.. Bende yalan söyledim ve söylediğim yalanları sanki bir mecburiyetimiz varmış gibi söylüyoruz. Aslında derinlemesine düşündüğümüzde böyle bir mecburiyetin olmadığını gerçeğin elinde sonunda ortaya çıkacağının düşüncesi ve beynimizde o yalan söylemeye şartlanmış olan pisikolojiyi atmak gerektiğini düşünüyorum..

Hey adamın küçükken senin inşaata topun mu kaçtı

Muhabbetiii aslında olay bu hiçkimsenin topu inşaata kaçmadı kaçsada birşey olmadı ama beynimizde neden hala topumuz inşaata kaçmış gibi yalan söylemek için şartlanmışız ?

Sanırım

1. si küçükken yaşadığımız ve yetiştirilme tarzımız ki bence en önemlisi bu

2. si arkadaş çevremiz ve onlardan gördüklerimiz onları izlememiz.. Ki neden yaparız bilmem

3. sü kendi düşüncelerimiz yani beynimizin içerisindeki yalancı…

Peki ne yapabiliriz ?

1. Yetiştirilme tarzı ve anne baba ya kimse birşey diyemez yetiştikten sonrada geriye dönemezsin önemli olan eski davranışları alışkanlıklara sınırlar koyarak azaltmak

2. Arkadaş çevremizi en azından çürük elmalardan ayırmak.

3. Beynimizdeki bu yalan söyleme mecburiyeti olayını düşünerek isteyerek yok etmek…

Geçenlerde komşumuzu gördüm bahçece çocuğu sağa sola koşuyordu… Yanına gittim.. Oğlunu çağırdı çocuk geldi ve şöyle dedi..

__Evladım canım çok koştun terlemeye başlarsın sonra hasta olmanı istemem

__ Tamam baba…

Birde şuna şahit oldum…

__Oğlum neredeydin ?

__Anne kız arkadaşımla buluştum

__Neler yaptınız bakalım ?

__Kadıköye gittik biraz sahilde dolaştık felan falan sen neler yaptın anne ?

__Aman oğlum kendine dikkat et kızlara fazla güvenme benim evladımı kaçırmasınlar

__Tamam anneciğim kaçırırlarsa haber veririm Eeee anlat neler yaptın

__Ne olsun oğlum temizlik yemek ….

………………….

Çocuğun yalan söyleme gibi bir ihtiyacı hiç olmamış olmayacakta…

Umarım bende birgün bu kötü alışkanlıktan kurtulabilirim arada bir bende yalan söylüyorum ama son 3-4 yıldır kendimi çekiyorum şükür …. Tamamen kurtulabilmeyi umud ederek yalan söyleyen arkadaşlarada bir tavsiye…

NOT: Yalan sadece çocuklukta başlamaz… ! Yetişkinlerde sonradan yalancı olabilmekte…

Etiketler: , , , ,

Çok çirkin bir o kadarda tatlı

Genel, Hayattan Mayıs 22nd, 2008

Geçen gün sokakda yürürken 2 arabanın arasında acı bir haykırışla bağıran bir sesi takip ettim. Elimdeki poşetleri kaldırıma bırakırken arabaların arkasındaki bu minicik yavruyu gördüm tir tir titriyordu. Denize yakın olmamız sabebiyle buralarda bir yerde yuvası olabileceğini düşündüm fakat etraftaki binalar da pekde birşey göremedim. Elime almak için uzandığımda uzun gagasıyla kendini savunmaya ve bağırmaya başladı. Sakince elime aldığımda fark ettim ki dayanacak gücü kalmamış en son olarak ellerimin arasında tüm gücünü bağırtısıyla bitirmişti.

Çok çirkin ama bir o kadarda tatlı bir yavru paytak paytak ayakları var. Isırmaya çalışıyor ama onuda beceremiyor o kadar küçük bir yavru. Sanırım çatıların birisinden düştü ve anneside ortalıkta yok. Eğer onu doğaya bıraksaydım bu seder ya bir kedinin midesinde yada bir köpeğin dişleri arasında kalacaktı. Ellerimin arasında yürürken bunun bir martı yavrusu olduğunu düşünmeye başladım yada bir karabatak yavrusuda olabilirdi.

Yolumun üzerinde bir balıkçıya uğradım ve 1 kilo balık aldım. Bu sana 1 hafta yeter diye başını okşayıp evin yolunu tuttum. Eve gider gitmez küçük parçalara ayırıp yedirmek istedim. Fakat yiyemiyor….

Aklıma çok güzel bir fikir geldi. Eczaneye indim ve bir şiringa aldım. Eve geldim tekrar balığı sarmısak döveceğinde bir güzel ezdim. Sonra şiringara koydum ve bizim ufaklığın ağzından bir güzel yedirmeye başladım. Evet oldu sonunda birşeyler yemeye başladı. İlk gün epeyli uyudu.

Aradan bir hafta geçti hala banyomda iğrenç bir ses tonuyla viyak viyak bağıran banyoya gelenlere sanki çık buradan diye haykıran bir kuş olmaya başladı artık elimden balıkları bütün bütün yiyor ayrıca kanatlarıda gelmeye başladı. Şimdi ellerimin arasında kanat çırparak bağıran yetişkin bir martı gibi … Yalnız hala ufacıcık ve o çirkin hali devam ediyor.

Kapının önüne bahçeye çıkardım otları yemeye başladı ama doğası gereği bahçede bile kendine kuytu bir yer arıyor.. Dikkat ettimde karıncadan tutunda solucana kadar birçok hayvanı yedi ama bir türlü sümüklü böcekleri yemiyor. Kabuğunu kırıp verdim yine yemedi. Ağzının tadını biliyor diyebilirim. Haa birde söylemeden edemeyeceğim. Ağaçta bir karga bizim ufaklığı görünce ona bağırmaya başladı… Gaaak Gaakkkk Tabiki bizimki altta kalmadı 10 dakka boyunca birbirleriyle bağırıştılar kanatları olsa gidip kargayı bir güzel dövecek :) Ama malesef henüz uçamayacak kadar küçük.. Bir süre sonra senle mi uğraşacam len der gibi karganın bağırışlarını kale almamaya başladı…

Açıkcası sevimli olmayada başladı. Sanırım 1 ay içerisinde kanatları ve tüyleri uçacak kadar uzar ve bende ona elveda derim….

Etiketler: , , , , , ,

Patronum Google ‘de 1. sırada çıkmak istiyor…

Genel, Hayattan, internet Mayıs 21st, 2008

Patron bugün bana internet sitemizi hemen acil yap haaa birde Google de 1. sırada çıkmak istiyorum dedi..

Ya patron ERP daha yeni zemine oturdu hele bir projeyi bitirelim daha eksikleri var valla dokunmadım bile siteye öylece bıraktığım yerde duruyor ayrıca Google de birinci sırada çıkmak kolay değil. Ama tamam sistemi kurarım dizaynıda yaparım 1. sayfada çıkarız aradığın kelime zaten öyle ahım şahım bir kelime değil benim teakolik.com PR 4 zaten bir link veririm yukarılara doğru süzülürüz ama sakin patron daha dur…

Demeden fırçayı kaydı ne zaman bitecek ne zaman başlıyorsun..

Tamam patron dedim bana bugün güzel bir mause ve güzel bir klavye al başlıyorum :)

Etiketler: , , , , ,

Fenerbahçe Şampiyonluk koşusu.

Hayattan Mayıs 21st, 2008

Bugün e-maillerimi okurken dikkatimi çekti bu ne felan oldum. Bir video tabi izleyince koptum sizinde kopacağınıza eminim.


- The funniest videos are a click away

Etiketler: , ,

Çin’e yardım için Deniz Feneri

Dünya, Hayattan Mayıs 21st, 2008


Günaydın arkadaşlar bu sabah erkenden kalkıp servis yolunu tuttuğumda aklımdan 1 paket sigara alacağım düşüncesi geçerken… Çin’deki deprem gel
Malum bizde büyük bir deprep yaşadık. Öyle büyük bir deprepdi ki 7 küsür ve 40 saniye kadar sürmesine rağmen 10binleri kaybettik… Şimdi ise Çin birkaç gün önce 7,9 ile 3 dakika sallanmış. Ne demek yaa.. 3 dakika hemde 7,9 müthiş bir deprem sanki rabbim ibret alın diye bize sesleniyor… Almamamak elde mi ?
O kadar insan aç ve açıkta kaldı hala toprak altında ve betonarmelerin altıncan canlı cesetler çıkartırken ve 10binler gömülmek üzereyken serviste radyoda şunu duydum…

Toprak altında 10binlerce ceset var çıkarılmayı bekleyen…

İnsanın içi gidiyor, ürperiyor ve bu kudret karşısında yapılacak hiçbir şeyin olmadığını görüyor.. Aslında yapılacak birşeyler var

http://www.denizfeneri.org


Bu adrese girip kredi kartınızdan 1 YTL dahi olsa bağışta bulunabiliyorsunuz. Ben açıkcası içim elvermedi ve hemen girip bağışta bulunayım dedim. Tabi öncekile banka hesabıma bakmam lazım … Garanti bankası banka hesabımda para var mı diye bakarken orada Bağış menüsü içerisinde de Deniz Feneri Derneğine bağış yapabileceğimi gördüm. Hemen tıkladım bağış yapmak istediğim miktarı belirledim ve birkaç saniye içerisinde tamamdır… Sanırım bizim kültürümüzde bu var kayıtsız kalamıyoruz… Gerçi kalmakta istemem.

Etiketler: , , , , , ,

Merhaba Dünya

Genel, Hayattan, Karalama Mayıs 20th, 2008

Merhaba arkadaşlar TEAkolik.info domainimi sonunda aktif edebildim. Burada günlük yazar gibi sağdan soldan yukarıdan aşağıdan kafama göre istediğim gibi güncel yada değil hiç fark etmez takılacağım. Bana takılmak isterseniz…

Etiketler: , , , , ,